Sensiz Ev


Bir pazar ayini gibi gel bana

Pencerem sonuna kadar açık olacak

Ellerim bir serçeden kopmuşçasına

Kan ve kağıt darbeleri vücudumun her yanında

Seni bekliyor olacağım


Bir pazar ayini gibi gel bana

Sen değil misin o küçük sancı midemde boynumda

Seni almaya gelsem yarın pencerenin altına

Bana der misin "5 dakikan kaldı yemeği pişirmene"

Güler misin, daha da mı çirkefsin yoksa sen

Kız gibi güler tatlılıkla sözü inine mi iletirsin


Şiir yazıcam diye gelmiştim sana

Bir pazar sabahı gibi gelmiştim

Ayrılık gibi gelmiştim

Sıkıntısı gibi zamansız bir ayinin

Tanrı diye sana gelmiştim

Bir baş ağrısı kaplamış gitmemişti günlerce

Yıllarca çekmiştim seni ah diye ruhuma


Ağrı bir yosun gibiydi boynumda sana

Zavallı bir halim vardı ona

Sen sen olma diye yalvardım

Sensiz bir cennet olmazdı ona


Sakıncasız bir mekan düşünmüş

5 günlük bir maceraya atılmıştım

Hazinem sendin

Mercan kayalığı bir ev vermekti sana

Yoktun sen ve ev kalabalıktı

Yoğurdu düşürmüştüm

O kızmıştı

Sevdiğim yoktu

Sen "yoktu" diye gelmiştin

"Ben varım" diye varmıştın bana


Bir pazar ayini gibi gelmiştin sen bana

Sıcak bir kasede içmesi gibi

Sobada yanan ateşi kurtarmış bir savaş gibi

Sana geldiğimde iki yerinde yanık vardı

Biri kalbin, biri gömleğindi

Yanan bir kibrit gibi girdiğinde içim sıcacıktı

Alev alan bendim ama gelenler onlardı

Ve orda bıraktım ben seni

Çünkü gücüm benim sendin yerin altını üstüne verdiğim Çağlam


Bir pazar ayini gibi gelmiştim sana

Ellerim iki tas bir hamam

Bulan ve ağrıyan iki dostum vardı

Aşifte bir kerata ve akıl diye güvendiğim bir gırnata

Ellerim sumak dolu

Nerde bulamadığım hiçlik

Nerde bulamadığım yokluk

Ve sensizlik bir sefamıydı bana

Yokluk ve yokluk gibi yokluk

Ben bu olmaya gelmiştim

Şimdi yoktu bu delilik sana

Evim evindi

Yüreğim yüreğin

Ve sıcak bir tos vurduk mu çayıra karşı

İlk önce avdı avlananın kendisi


-Buğra

April 8, 2026

(Çağla Öztürk'e)